|
KORKU
İLE YÜZLEŞMEK!
Saygıdeğer
Uluslararası Nakliyeciler, Değerli
Meslektaşlarım…
Uluslararası Nakliyeciler
Derneği 35.Genel Kurulu geçtiğimiz
günlerde gerçekleştirildi.
Genel Kurulun; Dünyayı
kasıp kavuran global ekonomik krizin
gölgesinde, Türkiye Ekonomisi, Uluslar
arası taşımacılık ve dış ticaret
sektörünü yakından ilgilendiren hayati
öneme haiz, hatta ilgili bütün meslek
örgütlerinin , “ ifadesini bulacağı” bir
“ŞÛRA VE ARAMA KONFERANSI “ niteliğinde
olması beklentilerinden maalesef uzakta
olduğunu ifade etmek durumundayım.
1997 yılından bu yana
bütün UND genel kurullarına katılmış bir
nakliyeci olarak, heyecanını kaybetmiş,
beklentileri karşılamaktan uzak böyle
bir genel kurul yaşamadığımı üzülerek
ifade etmeliyim.
Sorunların gerçekçi ve
doğru tanımını yapmanın, o sorunun
çözümünün en önemli unsuru olduğuna
inanıyorum. Bu anlamda, son yıllarda
Uluslar arası Nakliyecilik sektörünün
yaşadığı ciddi ve hayati sorunlarda,
sorununun doğru tanımı yapılmadığı gibi,
çözüme dair de hiçbir netice alınamadığı
ortadadır. Bulgaristan’ın uygulamaya
koyduğu motorin sınırlaması, geçiş
belgesi ücreti ve belge kotası dayatması
karşısında ne yapılmıştır? Rusya
sorununda hangi neticeye ulaşılmıştır?
Aradan aylar geçtikten sonra uygulamaya
konulduğu ifade edilen karşı
yaptırımlar, Uluslar arası hukukta ki
”mütekabiliyet ilkesi “ ile ne derece
doğru orantılıdır? Uygulanan sözde
yaptırımlar! Biz Türk Nakliyecilerin
uğradığı zarar ziyanla mukayese
edilebilir mi? Ve en önemlisi ne kadar
caydırıcı etki yapmıştır? Uzun vadeli,
bilinçli plan ve projelerle bizlere
dayatılan haksızlıklara nasıl mukabele
edilmesi düşünülmektedir? Bu soruların
cevabını benimle birlikte birçok
meslektaşımın da alamadığına inanıyorum.
Bir korku ile yüzleşmeden o korkunun
üstesinden gelmek mümkün değildir. Daha
önceki yazılarımda da ifade ettiğim gibi
“Planlı ve programlı biçimde ihdas
edilen Türk Uluslar arası Nakliyecilik
sektörünü bitirmeyi hedef alan
dayatmalara karşı BEDEL ÖDENMEDEN bir
netice alınması beklenemez “ Neticesi
ne olursa olsun bu planı yapanlar bu
dayatmayı getirenler bundan
vazgeçirilmelidir. Gerek resmi gerek
özel kurumlar meslek örgütleri bu
anlamda görev ve misyonlarını cesaret ve
kararlılıkla yerine getirmek
zorundadırlar. Bu yaşanan gelişmelerin
sektör üzerindeki tahribatı ve maruz
kalınan zarar doğru analiz edildiğinde;
bu ülkelere karşı cesur ve kararlı bir
şekilde uygulanacak karşı yaptırımlar
neticesinde uğranacak zarar ve
kayıpların, asla şimdiki mevcut fiili
durumdan daha kötü olmayacağı
görülecektir.
Bir meslek örgütünün
amacı ve misyonu, telkin ve temennilerle
üyelerini ikna etmek değildir,
sorunların kesin netice ile çözümüne
dair mücadele vermektir.
Sevgili Uluslar arası
Nakliyeciler Değerli Meslektaşlarım;
Başkaların bizim için tayin ettiği
kadere! razı oldukça, kalıpları,
korkaklığı, gelişmenin- büyümenin
önündeki engelleri yok etmedikçe,
zihnimizden paslı çivileri söküp
atmadıkça, emin olunuz ki onlar birgün
mutlaka bizi yok edecektir. Bizler,
sektör olarak bize reva görülen,
dayatılan bu haksızlıkları çifte
standartları hak etmiyoruz. Zor şartlar
ve ağır ödeme riskleri altında
yaptığımız yatırımlara ve Türkiye
ekonomisine yaptığımız katkıya mukabil,
devletten, hak ettiğimiz desteği ve
sahiplenmeyi uygulamada görmeyi, bir
Romanya kadar bir Bulgaristan, bir
Yunanistan kadar, devletin sektörümüze
sahip çıkmasını destek vermesini ve
sorunlarımıza çözüm bulmasını
bekliyoruz.
“Hukuksuzluğun böylesi
“başlıklı bir yazımda; çıkış kapılarında
başlatılan motorin kısıtlamasından
bahisle “Devlet Sektörü bitirmek mi
istiyor? “ şeklinde bir ifade
kullandığımda resmi ve özel çevrelerden
“ağır bir ifade “kullandığım yönünde
eleştiriler aldım… Peki, aradan geçen
7-8 ay zarfında uygulama değiştimi?-
Hayır – Sektörün Uluslar arası rekabet
gücünü artıracak önlemler uygulamalar
–ekonomik krize rağmen- hayata geçirildi
mi? –Hayır… O taktirde o cümlenin yersiz
ağır bir ifade olduğu asla iddia
edilemez… Yalnızca, gerçeklerin açıkça
ve cesurca ifade edilmesinden ibarettir.
Gerçek şudur ki; Uluslar
arası Nakliyecilik sektörümüze devlet
destek vermemekte bürokratik statüko
yaklaşımı ile sorunlar çözümsüzlüğe terk
edilmekte, her geçen gün işi
zorlaştıracak nitelikle yeni mevzuatlar,
yeni sorunlar ihdas edilmeye devam
edilmektedir.
Almanya’da bulunan ve
zaman zaman görüştüğüm, fikir
alışverişinde bulunduğum bir
meslektaşım, Almanya’da Türk ve Alman
üst düzey resmi makamlarının Ulaştırma
Konulu bir toplantısında, yaşadıkları
sorunları Türk ve Alman yetkililere
anlattıklarında ; “Bizim bunlardan neden
haberimiz yok! Türkiye'de bu sorunun
varlığından bize neden hiç bahsedilmedi
“ şeklinde aldıkları cevap karşısında
duyduğu hayal kırıklığını bana
anlatırken müteessirdi… Ama maalesef
yaşanan durum gerçeğin ta kendisinden
başka bir şey değildir. Hepimize zarar
veren önümüzü kesen sorunlar engeller,
kendi ülkemizde bile doğru ifade
edilememiş, tanımı yapılamamış ve ilgili
resmi kurumlara doğru intikal
ettirilememiş, dolayısıyla çözüm de
bulunamamıştır. Sektör, her birisi küçük
bir servet değerindeki devasa kamyon
filoları ile kaderine razı edilmiş,
sorunları kabullenmiş bir topluluk
olarak “hasbelkader! “ bu günlere
gelinmiştir…
Geçtiğimiz günler yurt
dışında bir aracımızla ilgili
yaşadığımız, ihracat malı yüklü araç
olması ve taahhütlerimiz bulunması
münasebetiyle, acil çözüm bulmak zorunda
olduğumuz sorunu, meslek örgütümüze
ilettiğimde; beklentilerimin aksine
aldığım cevaba şaşırmış, hiçbir anlam
verememiştim. Verilen cevapta ; “Maruz
kalınan haksızlık ve yanlışlığın
Büyükelçilik üzerinden o ülke resmi
makamlarına iletilse bile kısa sürede
cevap alınmayacağı, cevap alınsa bile
işlemlerin bitmesinin iki hafta
süreceği, en iyi çözümün aracımızın
yükünüzü boşaltıp o ülkeyi terk etmesi
olduğu “ salık veriliyordu.
Elbette benim yaşadığım
bu sorunda, bizleri temsil eden meslek
örgütünden haklı beklentim; bu
tavsiyelerin ve malumu ilanın ötesinde ”
çözüme yönelik bir hareket” idi. İyi
niyetli çaba gösteren, elinden geleni
yapmaya çalışan değerli arkadaşlarımızı
tenzih ederim, ancak karşılaşılan
sorunlarda, çözümsüzlüğü peşinen kabul
eden bir anlayışın “kurumsal anlamda”
terk edilmesinin şart olduğuna
inanıyorum. Sorunların, çözümü açısından
sonuna kadar takipçisi olan, mesai veren
bir anlayışın konu ile ilgili bütün
meslek örgütlerinde hakim kılınması
diliyorum.
Dünyanın sayılı
Avrupa’nın en büyük taşıma filosuna ve
dinamik yapısına sahip Türk Uluslar
arası Nakliyecilik sektörünün bütün bu
engelleri aşarak hak ettiği yere
geleceğine inanıyorum ve geleceğe dair
sarsılmaz bir ümit içerisindeyim. Azim
ve kararlılık ile çalışarak parlak
başarılara ulaşacağımız günler uzak
değildir. Ve şüphesiz “HER GELECEK
YAKINDIR !”
Bu duygularla bütün
Meslektaşlarımı saygı ile selamlıyor,
gelecek günlerin ülkemiz, sektör ve
camiamız için hayırlara ve başarılara
vesile olmasını diliyorum.
|