Mısır’ın yakın ekonomik tarihi,
1950’lerdeki sosyalist hareket
ve Nasser’in Pan-Arabizm
döneminde başlayan ithal ikameci
kalkınma stratejisinden
etkilenmiştir. Nasser döneminde
ekonomi, merkezi sistem ve güçlü
sendika öğeleri ile
şekillendirilmiştir. Ekonomik
milliyetçilik, yönetimin temel
ekonomi felsefesi olmuştur.
Envar Sedat’ın “infitah”
(açıklık) uygulamaları, Nasser
dönemindeki politikalardan
sapma oluşturmuştur. Açıklık(İnfitah),
uluslararası bağlar ve önemsiz
faaliyetler üzerinde yükselen
bir burjuvazi oluşturma
konusunda başarılı olmuş, ancak
ihracat sektörü ve sanayi
yatırımları konusunda yeterli
sonuç vermemiştir.
1990’lı yılların başlarında, AB
ve IMF’in desteğiyle Hosni
Mubarek yapısal reformları
başlatarak İnfitahın ötesine
geçmeyi amaçlamıştır. 1991
yılında IMF ile yapılan standby
anlaşması çerçevesinde Ekonomik
Reform ve Yapısal Uyum Programı
başlatılmış, bu program Dünya
Bankasının Yapısal Uyum
Kredileri ile desteklenmiştir.
Sözkonusu dönem, Mısır’ın dünya
pazarları ile entegrasyonu,
KİT’lerin özelleştirilmesi, faiz
oranlarının rekabetçi düzeylere
yükseltilmesi, ithal
yasaklarının kısmen kaldırılması
ve petrol(gaz) desteklerinin
azaltılmasına şahit olmuş ve
İnfitah’ın derinleştirilmesi
yönünde politikalar izlenmiştir.
Mısır ekonomisinin bugün en
büyük problemi işsizliktir.
Yetmiş milyon nüfus ve yaklaşık
%2 oranında büyüyen nüfusa
karşılık özel sektörün yeterli
düzeyde işgücü üretememesi
nedeniyle, söz konusu problem
varlığını sürdürmektedir. Her
yıl yaklaşık 500 bin kişi
işgücüne katılmaktadır. Bu
işgücünün büyük bir bölümü
devlet tarafından istihdam
edilmeye çalışılmaktadır. Kamu
kesiminde çalışanların sayısı 6
milyona ulaşmış bulunmaktadır.
Söz konusu işsizlik problemine
karşılık, ekonomik büyümenin
%3-5 arasında kalması halkın
giderek fakirleşmesine neden
olmaktadır. Bu nedenle kişi
başına düşen milli gelir 1998/99
yılında 1.400 $ düzeyinden
2003/2004 yılında 1.050 $
düzeyine gerilemiştir. 2004/2005
yilinda GSYİH’daki büyüme kişi
başı gelire de pozitif olarak
yansımış, bu değer 1.323 $
seviyesine yükselmiştir.
Yoksul halkın sorunlarının
hafifletilmesi amacıyla devlet,
benzin, ilaç, ekmek, yemeklik
yağ gibi temel ürünlerde
bütçeden ciddi sübvansiyon
yapmaktadır. Bu nedenle, bütçe
açığı ve iç borçlar giderek
büyümektedir. İç ve dış borçlar
toplamı GSYİH’yı aşmaktadır.
Mısır ekonomisinin dünya
ekonomileri ile entegrasyonu
bağlamında bölgesel ve ikili
ticaret anlaşmalarına imza
atılmıştır. Mısır’ın çeşitli
Arap ülkeleri ile karşılıklı
tercihli ticaret anlaşmaları
bulunmaktadır. Diğer taraftan,
Arap ülkeleri arasında Arap
Ortak Pazarı 1.1.2005 tarihi
itibariyle yürürlüğe girecektir.
Mısır, Doğu ve Güney Afrika
ülkeleri arasında serbest pazar
oluşturulmasını öngören
COMESA’nın bir üyesidir. Ayrıca,
1.6.2004 tarihinde Mısır-AB
Ortaklık Anlaşması yürürlüğe
girmiştir. ABD ile Mısır
arasında Serbest Ticaret
Anlaşması yapılmasına yönelik
çalışmalar sürdürülmektedir.
Mısır, 2005 yılına bir önceki
yıla nazaran daha olumlu iç
ekonomik koşullarla girmiş
olmasına karşın; ekonomik reform
konusunda iç ve dış baskılar
devam etmiştir.
Daha iyi yaşam koşulları için
ekonomik reform beklentisi, halk
tarafından Mısır Yönetimine
yönelik olarak ileri sürülen
eleştirilerin başında gelmekte
iken, ABD’nin daha fazla
demokrasi yönündeki baskısı,
Mısır ekonomi yönetimini son
derece hızlı bir şekilde yeni iş
imkanları yaratacak ve geliri
artıracak tedbirleri almaya
zorlamıştır.
Mısır’da siyasi reform
beklentilerini ekonomide
gerçekleştirilecek reformlarla
desteklemeyi hedefleyen Mısır
Yönetiminin, 2003 yılında
yaşanan krizden sonra 2005
yılında bu amacında kısmen de
olsa başarı kazandığı ve
ekonomiyi rayına oturtmayı
başardığı söylenebilecektir.
Daha da önemlisi, Mısır, gelişme
yolundaki ekonomiler arasında
tekrar yükselmekte olan bir
piyasa olarak algılanmaya
başlamış ve dünyada artan
likiditenin bir sonucu olarak
daha fazla yatırım çekmeye
başlamıştır. Yine de, 2005
yılında milli gelir düzeyindeki
% 5’lik artışa, enflasyonda
kaydedilen % 14’lerden % 4’e
varan düşüşe rağmen, ekonomide,
halkın genel refah seviyesini
yükseltecek düzeyde kayda değer
bir başarı elde edildiğinin
söylenmesi güçtür.
İşsizlik, bir çok gelişme
yolundaki ülkede olduğu gibi,
Mısır’ın da en büyük sorunları
arasında yer almaktadır. 2005
yılında işsizlik oranı, bir
önceki yıla nazaran %.0.5 lik
bir düşüşle % 9 olarak
gerçekleşmiştir. Yılda % 2’nin
üzerinde bir hızla artmakta olan
70 milyonluk nüfus için her yıl
yeterli istihdam yaratılması, iç
(Müslüman Kardeşler Partisinin
oy oranındaki yükseliş) ve dış
baskılar (ABD ve AB) altında
zorlanan Mübarek Yönetiminin
birinci önceliği olarak
açıklanmıştır. Cumhurbaşkanlığı
seçimleri kampanyası sırasında,
Mübarek tarafından söz verilen
“6 yılda 4.5 Milyon yeni iş
yaratılması” hedefine dönük
olarak eski kabinede 18 aylık
dönemde başarı kazandığı
düşünülen ekonomi yönetimi
ödüllendirilerek, idarelerindeki
kurum sayısı arttırılmıştır.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin
akabinde, 2004 yılının Temmuz
ayından itibaren Başbakanlığı
yürüten Ahmed Nazif’e 31 Aralık
2005 tarihinde ikinci kez
hükümet kurma görevi
verildiğinde, Nazif Hükümeti’nde
görev alan ekonomi ile ilgili
Bakanlar’ın büyük çoğunluğu eski
kabinedeki görevlerini korurken;
ekonominin üç önemli bakanından
biri olan Rachid Mohamed
Rachid’in dış ticaret ve sanayi
olan portföyünün iç ticareti de
içerecek şekilde genişletilmesi
kendisine verilen bir güven oyu
şeklinde algılanmıştır. |